Pera Müzesi (Şubat 2011)

19 Şubat’da kuzenlerim ve halamla birlikte Pera Müzesi‘ndeydim. Aslında planlamamıştık, halamın resim tutkusu ve kuzenlerle vakit geçirmenin tadı bir araya gelince soğuğa rağmen Pera Müzesi’ne gidelim dedik. “Pera Müzesi nerede ya?” diyenler için tarif edeyim, Odakule’nin arkasındaki TRT otoparkının sol çaprazında, yani Turkcell’in sümüklü böcek logolu (öyle ama) binasının sırasında, Nu Teras’a gelmeden.

Öncelikle bir müzede fotoğraf çekmenin ne kadar absürd olduğu konusunda sizlerle hemfikir olduğumu belirtmek isterim, ancak fotoğraf olmadan bu yazdıklarımın hiç bir anlamı olmazdı, ya da sizin için teşvik edici olmazdı.

Neyse 24 Şubat’da bu sefer arkadaşlarımın kanına girerek ikinci kez Pera Müzesi’ndeydim. Cumartesi gününe kıyasla bomboştu diyebilirim, hem flaşlarla vb. fotoğraf çekenler, eserlerin yanına geçip poz verenler de yoktu, daha sakin daha makul bir ilgi vardı. Yani Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”nin önüne geçip zafer işareti yapanlar yoktu, daha açıklayıcı olmak gerekirse telefonla aynadan kendini çeken tiplerin kafasını yaşayanlar yoktu; ya da aynı şekilde tablolara elini kolunu sürenler yoktu öyle diyeyim, siz kıyaslayın.

(Ondan önce arkadaşıma sürpriz yaparak pazartesi günü sergiye götürmek istedim ama Karaköy’e gelince müzenin pazartesi günleri kapalı olduğu aklıma geldi. Kötü oldu tabi, hem sürprizi de kalmadı aslında.) Şimdi birisi daha hadi gidelim dese yine giderim. Gerçekten çok güzeldi. (Bu arada giriş ücretleri; indirimli 5 TL, tam 10 TL. Pera Müzesi pazartesi günleri hariç her gün saat 18.00’e kadar ziyaretçilere açık)

 

Giriş katında Pera Cafe ve Perakende Art Shop var,  B1 katında ise Pera Film /Oditoryum/Pera Eğitim salonları var ama onlar konu dışı.

Birinci katta Suna ve İnan Kıraç VakfıKütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu” ile “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu” vardı. Burada sıcaklığın 19 derecede sabit tutulması dikkatimi çekti.

İkinci katta, Sevgi ve Erdoğan Gönül Galerisi‘nde Suna ve İnan Kıraç Vakfı Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan “Düşlerin Kenti: İstanbul” sergisi, üçüncü katta da Gelman Koleksiyonu‘ndan “Frida Kahlo & Diego Rivera” vardı.

Dördüncü ve beşinci katta ise beni benden alan Rus Devlet Müzesi Koleksiyonu‘ndan 19. Yüzyıl Rus Klasiklerini içeren “Çarlık Rusyası’ndan Sahneler” vardı.

Vakit buldukça en alt kattan en üste doğru çıkarak ve en sona en güzelini bırakarak yazacağım.

Mehmet Can Yılmaz tarafından yayınlandı

www.mehmetcanyilmaz.com.tr @mehmetcanyilmaz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir