Ölüm Empatisi

Geçenlerde aklımda olan bir fikri bugün arkadaşımla paylaştım, niçin aklımda tutuğumu da bilmiyorum ama yapmak istediğim bir şeydi,  hangi kanaldaydı hatırlamıyorum bir yarışma programında New York için sanat eseri yaptırıyorlardı, onu izlerken paylaştım.

Bu fikir rahmetli dedem 2003’de vefat ettiğinde aklıma geldi. Vefat ettiği odada yere yatırmıştık, üzerinde bıçak cenaze nakil aracını bekliyordu. Neyse çok hoş anılar değil o yüzden atlayarak anlatacağım. Rahmetliyi nakil için kaldırmadan önce bedeni yavaş yavaş soğuyor malum. Nitekim ona sıcak olarak dokunabileceğiniz yegane an o anlardır ki sarılı olduğu için pek fazla dokunamazsınız da. O andan sonra başka zaman dedenizin, babanızın vb. sıcaklığını duyamazsınız, oraya kadardır, o kadardır, bitmiştir ve git gide azalmaktadır. Şunu çok iyi hatırlıyorum babamlar dedemi yerden kaldırırken, dedemin sıcaklığı son kez halıya geçmişti. O anı çok iyi hatırlıyorum, babam, diğer akrabalar hepsi gözümün önünde sanki. İşte o zaman, o son anda, o sıcaklığı kaybetmemek için insan her şeyini verebilir. Orası hep öyle sıcak kalsa oradan ayrılabilir misiniz, sizi bilmiyorum ama ben ayrılabileceğimi sanmıyorum. Peki geride kalanlar hasret kalacakları o sıcaklığı arıyorken, aynı şey merhum için de geçerli midir. O nasıl hissediyordur, ya da hissediyor mudur, hissettiğini zannetmiyorum ama işte yaşayanların onun gibi hissetmesi için aklıma tuhaf sayılabilecek bir fikir geldi. Fikrin çıkış noktasını az çok anlattığım kadarıyla anladınız.

Şimdi bunu kamuya açık alanda, bir parkta düşünelim. Zemin yere yatmaya müsait olmalı. “chalk outline” diye tabir edilen, cesedin etrafına tebeşirle çizilen çizgilerin (bunları neon ışıklarla çizen sanatçıların yapıtlarına da rastladım ancak düşündüğüm gibi ısıtmalı olanla karşılaşmadım) oluşturduğu, tabi ki cesetlerin konumunu tasfir eden bir alan düşünün. Çeşitli ceset şekilleri olacak, bir tane değil, pek çok farklı ceset. Bu çizgilerin içinde, tam ortadan geçecek şekilde ısının ortada yoğunlaştığı, ısı kaybının daha hızlı olduğu yerlerde de ısının merkeze kıyasla daha az olduğu ama genel olarak ölü bedenin şeklinde ve çizgilerin dışına taşmayan rezistanslar düşünün. Tabi ki, bu rezistanslar görünmeyecek. İnsanlar parkta o çizgilerin içine yatacak, orada ölmüş olan birinin son kez göreceği şeyi görecek ve istenirse tek tuşla soğutma moduna geçerek kendi bedeninin ölü bir beden gibi soğuduğunu “hissedebilecek”. İstenirse yağmur damlaları, kar taneleri vb. dış hava şartlarının getireceği koşullar da ayarlanabilir. Çok geliştirilebilir bir fikir aslında.

Artıları ve eksileri var tabi. Ben sanatçı değilim bunu çok derin olarak incelemek gereksek bile beni aşan bir durum bu. Burada psikolojik kaygılar da yok değil, beynini şartlayabilecek kişiler orada öteki dünyaya gidebilir bile. Peki bunun amacı ne olabilir, ben bugün bunu yapsam bunun kime ne faydası olur? Onu da şimdi yazarken düşüneceğim.

Hiçbir şey gideni geri getirmez, ancak bu mezara girmek gibi de değil, o anı anlamak için herkes mezara da giremez, peki hiç eksik uzuvları olan insanların (çizgiler bir veya birden fazla insana da ait olabilir bu arada) çizgilerini düşündünüz mü ya da küçük bir bebeğin ne kadar sıcaklığı olabileceğini, ya da anlam veremediğiniz şekillerdeki cesetlerin şekline bürünmeye çalışıp o şekilde soğuduğunu belki de can çekiştiğini düşündünüz mü, işte bunları hissetmeseniz de belki de biraz da olsa düşünebilirsiniz.

Böyle bir park bir o kadar da hayal gücünüzü çalıştırmaya yarayabilir. Mesela cesedin yanında duran bir harf, bir kelime, konuşma balonları ya da bazı objeler fikir yürütmenize ya da kendi hayal gücünüze kalmış bir şekilde dedektifçilik oynamanıza yarayabilir. Neyse daha fazla uzatmıyım, benim aklıma yine abuk bir şey geldi ve paylaşmak istedim. Chalk Outline Park fikri (hadi adını da böyle koyduk diyelim, Ölüye Empati Parkı da olabilir blabla işte ) çok orijinal bir fikir mi bilmiyorum bile, ben biraz araştırdım, bulamadım ama bu var olmadığı anlamına gelmez. Bu fikrin çalınması ya da kopyalanması gibi bir korkum yok, illa olacaksa en azından bir teşekkür edilmesi hoşuma gidebilir, başka bir beklentim yok, zaten olsaydı buraya yazmazdım.

Mehmet Can Yılmaz tarafından yayınlandı

www.mehmetcanyilmaz.com.tr @mehmetcanyilmaz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir