İDO’nun Yeni Dinamik ve Esnek Fiyat Stratejisi

Bilindiği üzere İDO özelleştirme ihalesini Tepe-Akfen-Souter-Sera Ortak Girişim Grubu 861 milyon dolar ile almıştı. Şimdi Tepe Akfen fiyatlandırmayı da havayollarındaki şekline getirmeyi deniyor.

Öncelikle Yenikapı-Bandırma seferleri pilot olarak seçilmiş ve yolculara anketle yeni fiyatlandırma sistemini beğenip beğenmedikleri soruluyor. Çoğunluğun yeni dinamik ve esnek fiyatlandırmaya hayır dediği biliniyor (Hem Yenikapı-Bandırma hattında insanları konuyla ilgili bilgilendirmekle görevli kişinin hem de çoğu insanın cevabı referans alındığında). Eğer beğenilirse diğer hatlarda da uygulama başlatılacakmış. Peki sistem nasıl işleyecek?

Yeni sistemde zaman bazlı fiyatlandırma olacak, tıpkı havayollarındaki gibi.

Yani sefer gününden bir hafta önce (ya da çok daha önce ) 130 TL olan bir bilet, sefere beş dakika kala 310 TL’ye kadar çıkacak. Ancak sistem şu anda 1 haftadan önce biletleri satışa açmadığı için daha uzun vadede daha uygun fiyata bilet almak mümkün değil. Örneğin bizim tatile gidiş-dönüş tarihimiz aylar öncesinden belliydi ancak sistem son bir hafta kala bize bilet verebildi.

Aslında verimlilik açısından düşünüldüğünde, yani boş koltuk olmadan, doğru kapasite kullanımı ile yolculara hizmet verildiğinde maliyetler daha düşük oluyor. Bu anlamda 2 ay önceden koltukları dolmuş bir deniz otobüsü ya da araç kapasitesi dolmuş bir hızlı feribot İDO için garanti müşteri demektir. Kaynakların etkin kullanımı düşüldüğünde gayet mantıklı görünüyor. Öte yandan bu fiyatlandırma modeli biraz da acenteleşmeyi beraberinde getirebilir diye düşünüyorum.

Ancak benim cevabımı sorarsanız “hayır” çünkü ben hiç bir zaman o uçuk fiyatlara deniz yolculuğu yapmak istemiyorum. Öte yandan dünya hali, her şey olabilir, belirli süre geçtikten sonra bilet bedeli iade de olamayacaktır çünkü kesintileri fazla olacaktır, e bu anlamda iade ya da değişiklik de cezalara tabi olacaktır. Tıpkı uçak yolculuğunda olduğu gibi.

Değişikliklerde tüketici her koşulda bedel ödemek zorunda kalacaktır. Ayrıca Yenikapı-Bandırma hattı için konuşmak gerekirse sefer süresi 2 saat 10 dakika. Şimdi ben 2 saat 10 dakika için son dakikada bu uçuk bedeli ödemek yerine aynı farkı uçak biletime ödeyerek uçakla da gidebilirim. Tabi alternatifler türetilebilir. Muhakkak havayollarındakini birebir uygulamak değil de uyarlamak daha iyi olacaktır, zaten olması gereken de uyarlamak bunu herkes bilir, ancak bunu tek taraflı yani ceza gibi değil de, daha da ucuzlayacak şekilde yapsalar daha iyi olur, yani iki ay önceden almak gerçekten çok ama çok ucuz olmalı ki bir anlamı olsun, yoksa sefer saati yaklaştıkça sadece daha da pahalılanmasının bir anlamı olmaz. Keşke İDO havayollarındaki ya da otobüs firmaları arasındaki rekabete biraz daha kulak kabartsa…

Bir de şu durum var, düşünsenize, yanınızda oturan bir adam var ve adamın biletinde 130 TL yazıyor, sizin biletinizde 310 TL yazıyor. İnsanın kanına dokunur, bari araya katma değer yaratacak bir hizmet konulsa. Peki bu arada aklıma gelmişken 310 TL verip telefondan ya da internetten biletinizi aldığınızda iskelede sizi feribot bekleyecek mi? Bunun garantisi var mı? Bunun da garantisi yok. Yani yetişip yetişmeme ihtimali muamma, siz normalin iki katı bedel ödeyerek bu muammayı ortadan kaldırıyorsunuz, peki bunu kendiniz için mi, İDO için mi yapıyorsunuz?

Şimdi feribotta yapılan o ankete yeterli katılım olmazsa zaten uygulamaya konmayacakmış. Peki anketi doldurmazsak, onun yerine birden bire Yenikapı-Bandırma seferini kullanmamayı tercih etsek, yani herkesin bunu boykot ettiğini düşünelim, birden bire talep çok (ama çok) düşse, İDO tekrar eski stratejisine dönmek zorunda kalmaz mı?

Bursa (Güzelyalı) ‘dan hızlı feribot seferleri başladığında da ilk önce gayet mantıklı sefer saatleri vardı, sonra abuk subuk saatlere feribot ve deniz otobüsü seferleri koydular, yoğunluğa göre kaydırmalar yaptılar, ek seferler koydular, birkaç kez iptal seferler bile oldu (hava muhalefeti nedeniyle), bir de şimdi fiyat değişikliği yapsalar özellikle kısa mesafeli  seferler çok aksar, kimse Bursa’ya o fiyatlara gitmek istemez (tabi İDO’nun aslında gerçek anlamda bir rakibinin olmaması da buna zemin hazırlıyor o ayrı).

Ayrıca şu iç hatlar ve dış hatlar ayrımı düzenlenmeli. Dış hatlar denince sanki yurtdışına deniz otobüsü ya da feribot seferleri varmış gibi anlaşılıyor (ben yine anlıyorum ama ayrımı mantıksız bulanlar adına konuşuyorum, valla kendim için değil bir arkadaş için, ben onun yalancısıyım). Marmara Denizi’nden dışarı çıkan pek seferi bile olmadığı halde “Dış Hatlar” demeyi seçmeleri ironik, bu yüzde elli haklı bir eleştiri gibi görünüyor. İşte bu ayrımın kendince haklı diğer yüzde ellilik kısmı da , iç hatlarda da deniz otobüsleri ve şehir hatlarının (burada harem-sirkeci arabalı vapur hattı da var) olması, ki bunların da iç hatlar olarak adlandırılmasının sebebi de seferlerin sadece “istanbul içi” yapılması. İDO bence şu İstanbul’un “i”sine kendini fazla kaptırmamalı. Tamam geldiği yeri unutmasın ama bir orta yolu bulmalı. Mesela İstanbul’u iç içe çember çizerek bölgelere ayırsa, iç ya da dış değil de büyük ya da küçük yolculuklar olarak daha ayrımı kolay yapılabilecek şekilde düzenlese herkes için orta yol bulunmuş olur (valla aklıma ilk gelen buydu bunu söyledim, artık gerisini aranızda halledin).

Evet, söylemezsem çatlarım dediğim şeyi sonunda yazdığıma göre artık tatilime geri dönebilirim, o yee!

Not (08.10.2012):
Yazımın üstünden şu anda 1 seneden fazla zaman geçti. Bu süre zarfında bazı gelişmeler yaşandı, hem de yukarıda bahsettiklerime paralel bir şekilde;
1- İDO yeni fiyat stratejisi için anketlere rağmen yeni uygulamaya geçti.
2- İDO’nun yeni fiyat uygulamasından hemen hemen herkes şikayet etti. Gazeteler, sosyal ağlar ayağa kalktı.
3- İDO yeni fiyat uygulamasını kısmen de olsa eski haline çevirmek zorunda kaldı.
4- İDO artık rakipsiz değil, Burulaş BUDO’nun çalışmalarına başladı. İskele anlaşmaları yapıldı ve deniz otobüsü siparişleri verildi.

İDO’nun Yeni Dinamik ve Esnek Fiyat Stratejisi” için bir yorum

  1. Geri bildirim: ?DO deniz otob

Bir cevap yazın