Carl’s Jr. Charbroiled Burgers

Çok uzun zaman olmuyor, beslenme düzenimi değiştirmemin ve birkaç kilo vermemin şerefine, 21 Nisan 2011 günü kendimi ilk kez… pardon ikinci kez ödüllendirdim. Aslında kafamda Nişantaşı Kırıntı’da krem peyniri ve rokası bol, kaparisiz ve dereotsuz, füme somonlu nefis bir River King ve bir kadeh buz gibi roze ile ödüllendirmeyi tercih etsem de, kısmet olmadı. Ofise alınması gereken ıvır zıvırlar için arkadaşımla Koçtaş’a gitmiştik. Sonra Cevahir’i gezerken Carl’s Jr. diye bir hamburgerciye rastladık. Bu arada Cevahir AVM içindeki reklamları şu şekilde “Carl’s Jr. Yıkılıyooo”. Yeni açıldığı için, henüz menüsünün bile tam olmayacağını düşündük. Bir yandan da restoranın etrafındaki hamburger resimleri insanda resmen vicdan azabı yaratıyordu. En sonunda dayanamadık ve Carl’s Jr.’a girdik.

Abartmayı sevmem ama Carl’s Jr. beklediğimizin 56789876545678 kat üzerinde bir performansla, ilk defa hamburger yiyormuş gibi bir deneyim yaşattı bize. Hatta twitter’a attığım iletiyi aynen yazıyorum “Carl’s Jr. Yikiliyor! Oldukca basarili,yagli, agir degil,tam kivaminda, soslar mukemmel,chili cheese fries falan, seks gibi desem yeridir!!!”

Siparişinizi kasada veriyorsunuz, sonra size bir numara veriyorlar, aynı numara tepsinizdeki servisin üzerine de yazılıyor. Sonra siparişleriniz arkanızdan siz daha oturmadan geliyor, gerçekten “fast” food bu olsa gerek, bu bir. Daha sonra hamburgeri elinize alıyorsunuz, ta-taa, hamburger elinizde dağılmıyor -ki en sinir olduğum şeydir- çünkü bir kağıt daha var, gayet efendi, derli toplu duruyor, yani resimde ne görüyorsanız o, kargaç burgaç ezik bir hamburger gelmiyor, bu iki. Ardından yerken transa geçiyorsunuz, bu üç. Sonra Chili Cheese Fries biraz fazla karabiberli olsa da, o da gerçekten yıkılıyor, bu dört. Bir de menü aldıktan sonra bardağınıza sahip çıkın çünkü aldığınız meşrubatlar sınırsız, bu beş. Barbekü sosları çok başarılı, bu altı.

Yedikten sonra birbirimize resmen “tosun bu ne yaa” dedik. Bu kadar başarılı olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Sonra yetkili birini çağırdık, malum böylesine bünye alışmamış, ne oluyor kardeşim burada gibilerinden başladık sormaya. Bünyamin Bey ilgilendi, bizi restoranla ilgili bilgilendirdi. Önce sordum, “ne içirdiniz lan bana” 😛 şaka şaka, tabi ki öyle bir şey olmadı. Önce kendisine attığım twit’i gösterdim, gülümsedi. Sonra sordum, kim getirdi, ne zaman getirdi diye. Carl’s Jr.’ı Ceylan Grubu getirmiş, hani şu Ceylan Intercontinental desem “heeaa” dersiniz. Biz gittiğimizde henüz açılalı daha on gün olmuş, çok yeni yani 11 Nisan’da açılmış. Bu yıl içinde İstanbul’da 10 şube daha açılması planlanıyor. Sonra müşteri anketini de doldurduk, 5 yıldız olması için gösterdikleri çabalara değmiş, 6 yıldız verdiğim yerler bile oldu, kutuların yanına bir kutu daha çizdim, çünkü restoran bunu sonuna kadar hak ediyor. Biz oradayken bir yandan oturulan sandalyeleri siliyorlardı, pis masa diye bir şey yok, aynı zamanda personel açısından da oldukça yeterliydi. Anketin altına, yorumumu mehmetcanyilmaz.com.tr’da yazacağımı belirttim, umarım bunu okurlar. (Ayrıca sigara içenler terası kullanabilir, ısıtıcılar mevcut, zaten havalar da ısındı ama bilginiz olsun, avm’lerde yemeğin üstüne sigara içmeyi seven ama eziyet çektiğini düşündüğü için avm’lerde yemek yemeyen kitle haberdar olsun diye söylüyorum.)

Yediğiniz şey fast food, sonuna kadar, ama yediğiniz hamburgerleri unutun, Dükkan gibi her yerinden yağ akan hamburgerlerle kıyaslamayın bile, ki Carl’s Jr. yiyene kadar onlara bayılırdım (öte yandan Wish Burger bu sıralamaya giremez bile, ayrıca Arby’s bambaşka bir olay olduğu için ona hiç değinmiyorum). Butik burgerler ile fast food olanları karıştırmayın zira butik burgerler içinde Günaydın Burger House açık ara şimdi sayacağım butik burgercilerden öndedir; Dükkan, Nusret Bebek, Mano, GBK, J. Burger, Burger Bar, Etçii, Şişhane’de Mano’nun yerine açılan yeni yer. Carl’s Jr.’ı fast food olmasına rağmen butik burger sıralamasında kendi damak tadıma göre ikinci sıraya yani Burger House’un hemen arkasına yerleştiririm. (Hatta burgerleri tek tek kıyaslarsak onu bile geçebilir, neyse butik ile fast food’u kıyaslamayalım daha fazla.)

Ben obur bir insanım, yemek yemekten zevk alıyorum, ister güvenin ister güvenmeyin orası size kalmış ama ben hani derler ya “şiddetle” tavsiye ediyorum. Burger King’in “alevde” ızgarasıyla da “charbroiled”ı (yani mangalda) karıştırmayın, gerçekten çok başarılı. Ayrıca Mc Donalds’ın patateslerini sevenler için patateslerinin de gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Şimdi bu kadar lafın üzerine Carl’s Jr. olur da kaliteyi düşürürse, kendini bozarsa külahları değişiriz, o ayrı.

Aklıma Gelmişken!

Unutmadan, Şaşkınbakkal’daki Burger House’u da beğenirim hatta şu anda en iyi butik burger olduğunu da tekrar söylemeliyim ama aklıma gelmişken şunu söylemeden edemeyeceğim. Ben genelde yalnız yemek yemekten hoşlanmam, hatta yalnız gezmekten de hoşlanmam ve arkadaş grubumuzdaki bütün arkadaşlarım boğazlı adamlardır, yani yerken hakkını veren arkadaşlar, hiçbir yerden abur cubur yiyip çıkmayız, yani maşallah hepimizin g*t göbek yerinde ve kötü müşteri olduğumuzu da zannetmiyorum. Biz dünyaları yediğimiz halde bize Burger House Cool Card vermeyi teklif bile etmeyen ama kız kardeşimin henüz ilk gidişinde (ki benim üçte birim kadar yer) ona, tabağını yarım bıraktığı halde, “bu kartı sadece restoran sahibinin yakın eşine dostuna veririz, yüzde bilmemkaç indirim sağlar” diyen garson, oraya yine geleceğim ve senin hakkında hiç ama hiç iyi şeyler düşünmüyorum.

Garson resmen “sinyalcilik” yapıyor ya da birileri ona bunu yaptırıyor. Şimdi bu davranış yavşaklık mıdır, değil midir siz düşünün. Yemişim Cool Card’ını, kart ya da indirim kimin umurunda, oraya yeterince aidiyet hissetmesek tekrar gitmezdik, zaten hep ödememiz gerekeni ödüyoruz, eşek değiliz ya bahşişimizi de veriyoruz, herkese tavsiye ediyoruz, böyle de mutluyuz ama bu muamele farkını görünce; Amerika’da bu işin eğitimini almış olanına da, girişimcisine de kısacası amirinden aşçısına buna izin veren sözde her insan evladına o garsona beslediğim aynı duyguyu beslerim! Ha belki ben fazla kıskançlık yapıyor olabilirim, bu da bir ihtimal ama anlattıklarımı abartmıyorum, bir de yazdığım perspektiften bakmayı deneyin, ben bu muameleden hoşlanmadım ve üstüne gitmezsem dayanamam, çok sinir oldum. Burger House’da müşteri her zaman müşteri değilmiş demek ki; peki orası gece kulübü mü ki, bayanların erkeklere göre üstünlüğü olsun. Burger House’un müşterisi ve bir abi olarak kendimi kötü hissettim. Kardeşime de bir daha gitmemesini tembihledim tabi ki, madem orada yavşak biri var, kimseye oraya gönül rahatlığıyla gidin diyemem.

Aynı olayın benzerini yaşamak istiyorsanız, gece vakti Etiler’deki Doğa Şarküteri’ye de gidebilirsiniz. Siz efendi gibi sırada beklersiniz ama arkalardan iki tane baldırı çıplak (ve yalan yok resmen g*tü görünen) kız gelir, kasadaki adamlar da onları pat diye öne alırlar. Buyrun deneyin isterseniz. Orada kötü bir şey yapmasanız da, siz hıyar gibi beklersiniz, o iki motor kadar değeriniz yoktur. Arada ne hatır var ki böyle bir muamele farkı oluyor? Bunu mekan sahiplerinin düşünmesi gerek. Resmen yanlış hareketler bunlar, haklı sayılacak hiçbir yanı yok. Kaldı ki, Doğa Şarküteri’nin daha çook eksisini size sayabilirim de, neyse. Carl’s Jr.’dan girdim, nereden çıktım. Özetle, Carl’s Jr.’a gidin, gerisini boşverin.

Bir cevap yazın