Big Data (Büyük Veri) muhabbeti yıllardır var olan ve bugüne kadar binlerce sektörde yer bulmuş bir veri toplama süreci diyebiliriz. Tabi bu en basit tabirle anlatımı. Size dilim döndüğünce hiçbir teknik terim kullanmadan anlatmaya çalışacağım ve yeni kullandığım bir Google Chrome eklentisinden bahsedeceğim. İşin detayına girdikçe paranoya belirtileri göstermeniz bile mümkün.

Büyük Veri’nin en önemli kısımlarından biri, veriyi toplamanın ötesinde verinin anlamlandırılması sürecidir. Anlamlandırma süreci ise etrafa saçtığınız tüm bu verilerinizden, sizin perakende tüketim başta olmak üzere, her türlü karar verme sürecinizi etkileyebilecek, size karar alırken etkileyebilecek çıkarımlarda bulunmasıdır. Bu sürecin içerisinde anlamlandırılmamış veriler “çöp” değerindedir. Fakat sanmayın ki bunlar çöp olarak kalacaktır, ta ki yeniden ilişkilendirilene kadar tüm verileriniz değerlidir, hepsi birer altyapı malzemesidir, bunları daha ziyade geri kazanım ile yeniden değerlendirilmek için depolanmış veriler olarak düşünelim. Aslında “veri” ile “çöp veri” arasındaki tek fark şudur; ikisine de erişim için şirketler bütçe harcar fakat çöp verilerin önceliği yoktur. Yani zamansız gelen bir veriyi toplamak ve ilişkilendirmek için şirketler bütçe harcamazlar. Bu manada toplanıp ilişkilendirilmek için bütçede önceliği olmayan mecralardan toplanan verilere çöp veriler demek daha doğrudur. Yani buradan hareketle, verilerinizin önce her yerden hunharca toplandığını, sonra temizlenerek ayrıştırıldığını ve en sonunda ilişkilendirildiğini de söyleyebiliriz. “Kim uğraşır bununla” demeyin. Hükümetler, antropologlar, şirketler, kar amacı gütmeyen organizasyonlar, tedarik zincirleri, satış ve pazarlama birimleri, eğitim öğretim kuruluşları, sağlık kuruluşları, bankalar vb. tüm finans kuruluşları, araştırma şirketleri, medya kuruluşları başta olmak üzere dünyanın gözü sizin umursamadığınız veri dağlarınızdadır. Hepsi o veri dağında bir maden açıp o cevherlere ulaşmak için çalışırlar ve birlikte organize bir şekilde çalışırlar. (Mesela “benim bildiğim kadarıyla” bu konuyla ilgili en bilinen kuruluşlar SAS ve Socialcops’dur. Bu arada konu buraya gelmişken, yerli olarak da V-Count’u çok akıllıca bir girişim olarak görürüm.) Şimdi bu Büyük Veri muhabbetini uzatmak istemiyorum çünkü sonu yok, ancak günümüzde kısıtlı bir alanda kullanılıyor olsa da geleceğin “Akıllı Şehirlerinde” işlerin kullanıcı dostu arayüzler ve tamamen kullanıcı verileri ile yürüyeceğini de belirtmem gerekir.

Büyük Veri’den çok kabaca bahsettiğimize göre konuyu dallanıp budaklandırmadan Facebook’a “Feys” diyenler seviyesine çekmeyi gerekli görüyorum. Yazının başında bahsettiğim üzere, geçenlerde Data Selfie diye bir Chrome eklentisi kullanmaya başladım. Peki bu Data Selfie ne yapar? Kullanıcı deneyimimden yola çıkarak size Data Selfie’nin kendisiymiş gibi ilk ağızdan anlatıyorum, Data Selfie der ki;

”Kardeş, farzet ki ben Facebook’um, senin her gün her dakika bağlı olduğun (çevrimiçi), sürekli bir şeyler paylaştığın, paylaşılanlara göz gezdirdiğin sosyal ağın ta kendisiyim. Benim senin hakkında ne bildiğimi, senin ne gibi verilerini topladığımı bilmek ister misin? İşte ben senin Facebook.com üzerindeki etkileşimlerinin verilerini toplar ve analiz ederim. Korkma senin verilerinle ilgilenmem, senin verilerini bilmek istemem, senin verilerini depolamam ama sadece senin benim senle ilgili neler bilebileceğimi sen de bil diye buradayım. Sen sayfayı her kaydırdığında senin gördüğün herşeyi göreceğim ve senin yerine analiz edeceğim.” Data Selfie, uzantıyı indirdikten sonraki Facebook verileriniz için çalışıyor, tabi ki öncesini bilemez ya da henüz bilmiyor diyebiliriz.

Data Selfie, Facebook kullanıcı analizinizi yaptığında birkaç tane tablo çıkarıyor. Aktivite tablosunda X ve Y eksenleri tarih ve zamanı anlık olarak kaydedilmiş bir şekilde gösterirken. Altındaki diğer üç tabloda; arkadaşlarınızın gönderilerinde geçirdiğiniz zamanlar, sayfaların gönderilerinde geçirdiğiniz zamanlar, gönderi beğenileriniz, fotoğraf beğenileriniz, video beğenileriniz, yazdığınız yorumlar ve yazdığınız özel mesajlar yer alıyor. Hepsi ama hepsi siz sayfayı aşağı kaydırdığınızda depolanan veriler. Bu verileri istediğiniz zaman sıfırlayabiliyorsunuz. Ayrıca gönderi başına geçirdiğiniz minimum zamanı 5 saniye, 10 ya da 15 saniye olarak da kalibre edebilirsiniz; yani Data Selfie’yi 10 saniyeye göre kalibre ettiğiniz zaman, 8 saniye üzerinde durduğunuz bir gönderiyi sizin görüntülediğinizi düşünmüyor. Sizin için şunu da deneyimledim; “Acaba Data Selfie açıkken aynı anda birden fazla pencerede Facebook açsam sapıtır mı?” diye deneme yaptım. Hiç çizgisini bozmadı, hepsini topladı. Chrome’un uzantı seçeneklerinde “Gizli modda izin ver” seçeneğini işaretlerseniz onu da becerebiliyor. (Bu arada uzantı Türkçe değil, İngilizce.)

Bu uzantının saniyeler içinde yapabildiklerini gördüğünüzde çok şaşırabilirsiniz çünkü sayfayı kaydırırken gözümüzün gördüğü ama beynimizin arkasına attığı, o anda anlamlandırmadığı pek çok veriyi bir araya getiriyor ve basit grafiklerle sunuyor. Bu işin sadece Facebook kısmı (peki ya Google?), verileriniz yazının başında bahsettiğim şekilde ayıklandığında buradaki verileriniz sizin için ya da size karşı kullanılabilecek mükemmel bir silah haline gelebilir. Her ne kadar Facebook verilerini başkalarının sizi gözetlemesi için üçüncü şahıslara sunmayacağını söylemiş olsa da bu eklentiden sonra, gördüklerinizin Facebook ile aranızda sır olarak kalmayacağını düşünebilirsiniz.

Şöyle ki, sizin neyi beğenip neyi beğenmediğinizi Facebook asla bir rapor olarak kimseyle paylaşmasa da, bir hükümet, bir istihbarat kuruluşu ya da en sivil haliyle bir araştırma şirketi; sizin nasıl biri olduğunuzu, hangi sayfaları beğendiğinizi, cinsiyetinizi, yaşınızı, cinsel eğilimlerinizi, siyasi görüşünüzü, sosyal çevrinizi vb. durumlarınızı çok rahat öğrenebilir. Mesela bir gıda şirketi hiçbir zaman Facebook’a ”Bana enerji içeceği sevenlerin verilerini sat.” demez. Zaten Facebook bu verileri pat diye satmaz ama gıda şirketine der ki, “Bende bu veriler var, sen bunları çok merak ediyorsan gel bu işi şöyle yapalım. Sen bana, ‘Benim enerji içeceğimin reklamını, 18-30 yaş arası, şuralarda oturan, spor yapmayı ve şu tür etkinlikleri seven, enerji içeceği tüketilen ortamlarda bulunan, şu şu türdeki insanlara göster, hatta rakibimin sayfalarını beğenmiş olanları da hedefe dahil et’ dersen ve bana bunun için para ödersen sana istediğin özelliklerdeki kullanıcıları yönlendirmek için senin gönderini yayarım. Bu yöntemle sayfana yönlendirdiklerim, senin istediğin özelliklere göre süzülmüş kullanıcılar olacaktır. Şimdi onlara daha yakın durabilirsin, sadakatlerini artıracak çalışmalar yapabilirsin.” İşte burada en sempati duyduğunuz markaların uygulamaları, oyunlar ve üçüncü parti uygulamalara verilen yetkiler devreye girer. Facebook verileri toplar, işleyip, pazarlar. Pazarladığı veriler sonra size ürün olarak tekrar pazarlanır, pazarlanır ve pazarlanır.

Sonuç itibariyle, Data Selfie gibi uygulamaların varlığı Büyük Veri içindeki varlığınıza ayna tutarak sergilediğiniz profil hakkında tahmin yürütmeniz açısından güzel. Bu yazıyı çok çok çok daha detaylandırmak mümkün olsa da, size verilerinizi oraya buraya saçmadan önce bir daha düşündürürse ne mutlu bana. (Hani o kim olduğunuz bilmediğiniz ama arkadaşlık isteğini kabul ettiğiniz kadın var ya, mesela o, o değilmiş, neyse bunları bilahare konuşuruz.)

@mehmetcanyilmaz

Mehmet Can Yılmaz tarafından yayınlandı

www.mehmetcanyilmaz.com.tr @mehmetcanyilmaz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir