Adamsınız Ya!

Ben duyarsızlığın bu kadarını anlayamıyorum.

Adama diyorum ki, bir insan hastanede ölüm kalım savaşı veriyor, kan lazım, şunu duyur, retweet et (yeniden tweet’le), onbinlerce takipçine ulaştır. İlla sana git kan ver diyen yok, sen duyur, bir duyan bir ilgilenen kanı uyan çıkar elbet, sen RT etmezsem ben RT etmezsem nasıl bulunacak bu kan?

Hiç kendinizi onların yerine koydunuz mu bilmiyorum ama hiç kolay değil. Aynı duruma siz de her an gelebilirsiniz, ha aranızda cennet müjdelenmiş olan varsa bilemem ama bu kadar rahatlık hoş değil. Bu duyarlılık tabi bir zorunluluk da değil ama hiç empati yapmayı denemez mi bir insan?

Herşey sizin/bizim twitter’da yazdıklarımızın çoğunda olduğu gibi güzel, bizi eğlendiren şekilde olmayabilir. Ne çıkar yani onbinlerce takipçiye ulaşan ünlüler, fenomenler şunları yeniden tweet’lese, ben inanmıyorum bunların insan olduğuna. Eften püften konuları Trending Topic haline getiriyoruz ama biraz empatiyi biraz duyarlılığı insanlara çok görüyoruz.

Onbinlerce takipçiyi insan niçin kullanır? Ne işe yarar bu insanlar? Yazdıklarınızı okurlar gülerler paylaşırlar. Çok geniş bir etki alanına sahip olan fenomenlerin, ünlülerin bu konuda pasif kalmasını iyi niyetten uzak olarak nitelendiriyorum. Tabi suistimal edilen bazı kampanyalar da yok değil ama kan duyurusu diyorum, engelliler için bir imkan var bunu paylaşın diyorum, kimse sallamıyor, istediğim reaksiyonu almıyor.

Çıkıp birini itin g*tüne soksam, ona buna laf çaksam, yüzlerce RT alıyor, ben anlamıyorum. Adam bir hayır işleyecek, 10 saniyesini bile almayan bir hareketle onbinlerce kişinin zaman çizelgesine o duyuruyu düşürecek ama yapmıyor. İsim vermek istemiyorum ama o onbinlerce takipçiyi g*tünüze sokun. Duyarsızlığınızdan, bencilliğinizden gına geldi, bıktırdınız, kendinizi parçalayın demiyoruz, para da istemiyoruz, kan lazım diyoruz, bak engelliler için bir hizmet var bunu yayalım insanlarımız bilsin diyoruz, hayvanlara işkence yapıyorlar diyoruz, yok arkadaş, duvar oluyor adam, sıfır reaksiyon.

Her gün kendi kurumunun reklamı için türlü türlü yalanları yüzbinlerle paylaşanlar, kendileri bir engelli adayı, bir hasta adayı değilmiş gibi burnu kaf dağında geziyor. Sorsan yüzde doksanı müslüman bir ülkede, vicdanın ne olduğunu bilen(!) bir ülkede yaşıyoruz. Yahu o beğenmediğimiz liseli ergenler bile bu koca koca adamlardan daha duyarlı davranıyor. Şimdi sorarım kim kalıbının adamı? Kim daha eli açık? Kim daha duyarlı, sadece reklam yapan ünlüler mi yoksa yirmi tane takipçisi bile olsa onlara yeniden tweet’leyerek elinden geleni yapanlar mı?

Kaldı ki bu işin sadece Twitter ayağı, diğer ağları saymıyorum bile. Bir insan kendisine para ya da seks olarak dönmeyen şeylerle ilgilenmiyorsa onların gözümde hiç bir değeri yoktur. O yüzbinlerce takipçisini de çeyizine saklasın belki bir gün lazım olur.

Bir de bunu söylediğim zaman kızanlar var, kızın kardeşim kızın, banane, sen bu duyarlılığa sahip değilsen zaten beni takip de etme, benim takipçi biriktirme gibi bir huyum yok, bana aktif kullanıcılar lazım, kenarda süs diye durması için Twitter hesabı almış adamdan banane (hatta kendi ağımın istatistiklerinde etkinlik yüzdesini düşürdüğü için onlar zararlı bile).

Bencil insanları sevmiyorum, bir insan ne kadar hayırseverse benim için o kadar adamdır, kime ne yaparsa yapsın, mazlumun, düşkünün, ihtiyacı olanın yanındaysa (ki biz bunu bilebiliriz de, bilmeyebiliriz de) bu benim için yeterlidir.

Bir insan ağında onbinlerce kullanıcıyı barındırıyor ama hayvan haklarına, insan haklarına, engellilere, hastanede yaşam savaşı verenlere vb. durumlara karşı kendini hiç ama hiç sorumlu hissetmiyorsa, benim onla işim olmaz, olamaz. Paranın satın alamadığı şeyler için menfaat gözetenlerle de işim olmaz, olamaz. 250 gr. vajina için kırk takla atan adamlardan, iki adonis görecek diye milletin ağzına düşenlerden tabi ki bunları beklemek de ütopya olur ama bunu okuyan bir kişide bile farkındalık yaratabilirsem ne mutlu bana. Don Kişotluk da değil bu, insansın sen yahu, böyle şeyleri sana söylediğimde suratıma boş boş bakacaksan duvara anlatayım daha iyi, en azından yankı yapar yine başka yerlere gidebilir.

İyilik yap denize at demişler, burada iyilik yapmak için bir de utanmasalar para isteyecekler, altı üstü bir retweet edeceksin, bunu insanlara çok görüyorsan, hiç merhamet etmiyorsan, Allah’ın da senin içindeki merhameti alarak sana merhamet göstermediğine inandığımı söyleyebilirim.

Twitter’a sadece Foursquare check-in’lerini paylaşmayı biliyorsunuz, bakın şuradayım buradayım demeyi biliyorsunuz (ki ben de yapıyorum), bir hayır için RT etmek mi zor geliyor? PES!

Sen bugün o yüzbinlerce kişiye etki eden network’ünü (ağını) tek bir tıkla bu tür olaylardan haberdar etmeyeceksen, ne beni takip et, ne de karşıma çık, sanki bizim bir çıkarımız var bunlardan. O takipçilerini de al g*tüne sok, harbiden sok çünkü başka türlü tatmin olamazsın.

Bugün yolda gördüğün ve çalışabilecek durumdaki bir dilenciye, sırf kendi sömürülme ihtiyacını gidermek için sırf sana el açtı diye, acıdığını zannettiğin için çıkartıp para veriyorsun ama bir tweet’i retweet yapmayı çok görüyorsun. Sömürülme ihtiyacı doğal bir ihtiyaçtır, kendinizi iyi hissetmenizi sağlar, bir hazdır, manevi olarak rahatlarsınız. (Kimi zaman gerçekten hayır duası almanın fayda etmeyeceğini düşünürsünüz, o anlar sömürülme ihtiyacı hissetmediğiniz anlardır.) O dilenciye -ki ceplerini boşaltsa sizden çok parası vardır o ayrı- para verince kendinizi adam sayarsınız ya, işte o adamlığınızın değeri de onun avcuna koyduğunuz paranın değeri kadardır, o kadarlık adamsınız. Burnunuzun dibinde, arkadaşınızın sizinle paylaştığı bir duyuruyu paylaşmazsınız, işte o kadar adamsınız. İnsanlar ölür, hayvanlar ölür, engelliler eziyet görür ama siz o dilenciye para verirsiniz, yolunuza devam edersiniz, küçük dağları yaratıp büyüklere de yardım etmiş edasıyla, kafanız rahat; bir hayat bir can kurtarmaktan ziyade, bir dilencinin yeni evinin ya da arabasının eksiklerini tamamlamak için yardım edersiniz. Kendi sömürülme ihtiyacınızı böyle karşılarsınız. Herşeye rağmen, adamsınız beyefendisiniz hanımefendisiniz kralsınız ama unutmayın, anca adamın olmadığı yerde adamsınız, sadece o dilenci için adamsınız. Yahu kan zaten dilenilmez. Tekerlekli sandalye için zaten çöpe atacağın o plastik kapak da dilenilmez.

Engellilerin ve çocukların da sizin sahip olduğunuz şeylere sahip olmasını niyeyse kıskanırsınız, sevmezsiniz, ayrım yaparsınız, en negatifinden. Peki içinde bulunduğunuz toplum için ne kadar duyarlı bir vatandaşsınız? Tabi hepiniz gıyabında çok iyi insanlarsınız, caminin, kilisenin ihtiyaçları mevcut olduğunda çok iyi adamsınız. Sıra başkaları için 2 saniyelik bir retweet butonuna basmaya geldiğinde cimriliğiniz tutar, retweet edince ç*künüz düşer, Allah korusun sakın yapmayın öyle şeyler (!).

İnsan sosyal bir varlık, sen kabuğunda etliye sütlüye karışmadan yaşayıp ölüp gideceksen, hiçbir konuda kimseye katma değer yaratmadığın o b*ktan hayatının kimseye bir faydası yoksa, bugün bir dakika düşünme git atla bir yerden. Eksik ya da yanlış değer yargılarınla sırt çevirdiğin hayvanların ve insanların ihtiyaçlarına gün gelir sen de ihtiyaç duyarsın, bunu da okuyup yine görmezden gelirsin ama o ayrı.

Her yazımda olduğu gibi yazı uzadıkça uzuyor başka yerlere doğru gidiyor, ben yazdıkça sinirleniyorum, konudan uzaklaşmamak adına tekrar başa dönüp toparlamak gerekirse; Azıcık kalıbınızın adamı olun, bugün gidip kan verdiğiniz zaman, bir duyuruyu paylaştığınız zaman cüzdanınız hafiflemez, bir ihtiyacı olana bir düşküne sırt çevirmediğiniz zaman incileriniz dökülmez. Yine de siz bilirsiniz. Benim için en iyi insan sosyal insandır, duyarlı insandır, az ya da çok elinden geleni yapan insandır. Küçük dokunuşlar size bir şey kaybettirmez ama başkalarının hayatını değiştirir.

Günün sonunda kendine bunu sor bakalım, “ne kadar adamsın”? Cevabı cüzdanında arama, vicdanında ara. Vicdanına olduğun kadar, kimseye karşı sorumlu değilsin. Öyle ya da böyle bunlara verecek cevaplarınızın olduğunu biliyorum o zaman şunu da unutmayın bak o bahaneler g*t gibidir, herkeste bulunur.

Mehmet Can Yılmaz tarafından yayınlandı

www.mehmetcanyilmaz.com.tr @mehmetcanyilmaz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir