Müslüm Baba IN – Andrew Mason OUT

Mart ayı tuhaf başladı.

Önce sabahtan Müslüm Gürses’i “gömdük”. Gömdük diyorum çünkü yaşayan birini yine sosyal ağlarda canlı canlı gömdük, hemen fotoğraflar paylaştık videolar paylaştık, ağıtlar yaktık, yok ağıt yakmadık aslında ama hemen hashtag’ler türettik, TT olduk. Bu vesileyle basınımızın ne kadar bilgi kirliliği içinde yüzdüğünü bir kez daha görmüş olduk. Aslında olaya bön bön bakıp sadece kenardan “gaza gelmeyin” tweet’leri atanların da kendini gaza gelmiyor sanması başka bir gerçeği daha ortaya çıkardı, o da bu gaza gelme olayının bir sebep mi yoksa sonuç mu olduğunu kimsenin bilememesiydi. Yani çok güvendiğimiz için mi bu kadar çabuk reaksiyon veriyorduk yoksa güvenmediğimiz için mi orası hala muamma. Gel gelelim, insanlar bunları 15 dakika gibi kısa bir sürede TT yapabildiğine göre, asparagasın bile kendi içinde bir güven mekanizması olduğunu göz ardı edemeyiz. Nihayetinde felaket tellallarının yanı sıra, o tellallara sadece güven duyan ciddi bir kitle de var. Bu kitle sorgulamayı öğrenir mi, bunu zaman gösterir. Bu konuyu daha fazla uzatmadan gerçekten canlı canlı gömülen ikinci isme geçiyorum.

Cuma sabahı tam da sosyal ağlarda “Baba” daha ölmeden üstüne toprak atmaya başlamıştık ki, Sosyalmedya.co’dan bir haber geldi (http://sosyalmedya.co/groupon-ceosu-andrew-mason-kovuldu ). Groupon CEO’su Andrew Mason kovulmuştu. İşin en göze batan tarafı ise Mason’ın kendi kurucusu olduğu şirketten kovulmuş olmasıydı.

İlk başta ne kadar kulağa nahoş geliyor değil mi? Kendi kendine empati yapıp “Ben kurdum ulan o şirketi, ben kurdum siz kimsiniz? Siz kim köpeksiniz beni benim kurduğum şirketten kovuyorsunuz!” diyenleri duyar gibiyim. Tabi bu empati sürecini çok uzatmadan, aile şirketlerinden kurumsal tabana doğru çekersek, bu işin doğası gereği böyle olması gerektiğini de tahmin edebiliyorsunuzdur.

Groupon 2008 yılında kurulduğuna göre Mason’ın CEO’luğu düz bir hesapla 4,5 – 5 yıl sürdü diyebiliriz. (Groupon’un Türkiye’deki adı Şehir Fırsatı. Şimdi ne yapar bu şirket diye uzun uzun anlatmayacağım arama motorlarında sizi tatmin edecek cevapları bulabilirsiniz.) Groupon üzerinden Mason’ın başarılı ya da başarısız olduğu kanaatine varmak bizim haddimize olan bir konu değil, en azından böyle bir kanıyı ben sizlerle paylaşırsam hata ederim. Nihayetinde, Groupon’un Yönetim Kurulu, Mason’ın Groupon’daki CEO’luk görevine son vermeden önce şirketin elde ettiği pek çok başarı da mevcut. (Bu arada az önce yanlış yazarak grouporn yazdım, bir an düşündüm “off yazının başlığı grouporn olsa efsane hit alır” dedim ama sonra WSJ stajyeri olmadığımı farkettim.)

Haberin devamında detaylı bir şekilde kovulma öyküsünü okuyabilecek olmanızın yanı sıra Mason’ın çalışanları için “nasılsa bu başka bir yerlerden öyle ya da böyle sızdırılacak, bari önce benden duyun” niyetiyle Jottit’te kaleme aldığı (ki Jottit aslında bir blog’dan ziyade insta-wiki diye tabir edilir – https://www.jottit.com/v5wux ) yazısını da incelemenizde fayda var diye düşünüyorum. Yazıyı okuyunca “vay anasını sayın seyirciler” diyenler de olacaktır, onları sakin olmaya davet ediyorum. Merak etmeyin, adam her şeyi olgunlukla karşılamış ve demiş ki;

“4,5 yıldır Groupon CEO’su olarak görev yapıyorum ve artık aileme daha fazla zaman ayırmaya karar verdim” gibi bir klişeyle dalga geçerek sözlerine başlamış. Aslında yazı “Bugün kovuldum.” dediği yerden başlıyor. “Eğer nedenini merak ediyorsanız… sanırım şirkette neler olduğu konusunda bir fikriniz yok” gibilerinden bir geçirmeyle de bunun bir sürpriz olmadığına gönderme yaparak çalışanlarının şaşırmış gibi yapmasının da önüne geçiyor. Yani, “kardeşim beni niçin kovmuş olabilirler, sen şirketin çalışanısın, tabi ki niçin olduğunu biliyorsun, rakamlara bak, beni kovmayacaklar da seni mi kovacaklar” empatisini yapanlara 10 puan gitti bile. Yazıda dikkatimi çeken birkaç nokta var. İlki; “You deserve the outside world to give you a second chance. A fresh CEO earns you that chance…” Burada verilmek istenen mesaj aslında şu, “Ben egosuyla şirketi yöneten bir CEO olsaydım herkesi tek tek kovabilirdim ama yaptığım şeylerin farkındayım” – öte yandan çalışanlarının Yönetim Kurulu ile ne kadar verimli çalıştıklarını da gördüğünü ekliyor-. Rakamların işaret ettiği başarısızlık için çalışanları sorumlu tutmak yerine, egosunun gerçeklerin üstüne çıkmasını engelleyerek, herkesin ikinci bir şansı hakettiğini ve yeni bir CEO’nun bunu onlara sağlayabileceği kanaatine vardığını vurguluyor.

İkincisi de yazının en son paragrafında; “Have the courage to start with the customer”. Bakın bundan çok sağlam bir “meme” olur, demedi demeyin. Araya yorum katarak son paragrafın üstünden geçiyorum. Sonunda da yine fırsatlar sunan bir site mottosu koyarak hem elveda edip hem de peptalk veriyor.

“My biggest regrets are the moments that I let a lack of data override my intuition on what’s best for our customers. This leadership change gives you some breathing room to break bad habits and deliver sustainable customer happiness – don’t waste the opportunity!”

“En büyük pişmanlığım azıcık verinin (aslında buradaki veri eksikliğini iç güdülerden yoksun veriler olarak yorumlayınca daha güzel gibi, ya da siz kendiniz evirip çevirin işte) müşterilerimizin ne istediğine dair içgüdülerimin üstüne çıkmasına izin verdiğim anlardı. Bu liderlik değişikliği biraz nefes almanızı, kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmanızı ve “sürdürülebilir müşteri memnuniyeti” sunmanızı sağlayacaktır – bu fırsatı kaçırmayın!”

Sen önündeki üç beş veriye bakma, müşteriye dokun, müşterinin eline ürününden bir parça ver ve gözlemle, bak bakalım ne yapıyor, gözlemle. Bunu önüne hazır gelen verilerle yapamazsın. Müşterilerinin deneyimlemesini sağla ve içgüdülerine kulak ver, kendini onların yerine koy.

Groupon, 2010 yılında Google’ın 6 milyar dolarlık teklifini reddettiğinden beri iflah olmadı gibilerinden konuşanlar da yok değil. Ancak Google teklifi ile Groupon Yönetim Kurulu’nun başından beri teklif üzerinde hemfikir olamadığı konular olduğunu gerek Mashable’da gerek Businessinsider’da okuduk. Öte yandan basında cirolarının 500 milyon $, 1 milyar $, 2 milyar $ diye kopup gittiği haberleri yer alırken Groupon’un 6 milyar dolarlık bir teklife atlaması beklenemezdi. Groupon’un bugün demode olmasının yanı sıra, moda olduğu zamanlarda ise kendini “gerçekten özel bir şeyler yapan” bir şirket gibi görmesi daha makul bir sebep gibi görünüyor. O teklifin reddedilmesi öngörülen rakamların değil, bir zihniyetin ürünü ve bu görüşü en iyi besleyen sebeplerin de her gün yüzlerce klon (çakma, sahte diyelim) Groupon sitesinin doğması olduğunu unutmamak gerek (toplamda binlerce site yapıyor). Zira Groupon 12 milyar dolar ile halka açıldı ve aylık cirosu 11 milyon dolardan 89 milyon dolara çıktı. Tabi işin sürdürülebilirlik kısmına girmemize fırsat bulamadan Groupon patladı.

Mason ve 4,5 yıllık Groupon macerası üzerine insanlar bazı beklentiler içine giriyor, ilki Harvard Business Review beklentisi tabi ki, o olmazsa olmaz. İkincisi de ben buradan ne öğrendim? Asıl bunu sorgulamalısınız. Kendi açımdan düşünecek olursam ben yukarıdaki tecrübeye sahip bir CEO ile çalışmak isterdim, en azından onu işe almak isterdim. E tabi, günün sonunda tecrübeli “bir büyüğe danışmak lazım”.

(Bu arada Baba’ya acil şifalar. Sev ya da sevme içini titreten birkaç şarkısını bulursun dinlersen, denemeye değer. Müslüm Baba ile başlayıp Andrew Mason ile biten bir yazı okudunuz, ben olsam diğerlerini okumam ahaha)

Edit: Müslüm Gürses bu yazıdan iki gün sonra tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Bir cevap yazın